İyi Bayramlar

26 Kasım 2009 Perşembe 0 yorum

55 Ekran ailesi olarak cümlenizin bayramını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını temenni ederiz. Dexter ustalığında kasaplara denk gelmenizi can-ı gönülden dileriz :)

The Slapbet Countdown

18 Kasım 2009 Çarşamba 4 yorum
İyi ki her bölümünü takip ediyorum bu dizinin, biriktirerek izlemiyorum; çünkü "The Playbook"tan sonra (s05e08) şunu hemen izleseydim muhtemelen zevkten ölürdüm.

Ezel & Skunk Anansie

17 Kasım 2009 Salı 1 yorum
video

Kurgusuyla hayranı olduğum Ezel, her hafta hayran olunası bir özellik eklemeye devam ediyor. Kendine iyice bağlıyor.
Bu haftaki bölümünde de bir sahnede Skunk Anansie'nin Charlie Big Potato şarkısına maruz kalarak ekrana şaşı bakmamıza sebep olanları tebrik ediyorum.

HIMYM S05 E07'de Gizlenmiş Bir Olay

12 Kasım 2009 Perşembe 2 yorum



Dizinin son bölümünü az önce bitirdim. Sağda solda arama yaptım pişti olmamak için ve hemen buraya yazasım geldi.

Genel olarak porno geyiklerinin döndüğü, porno esprilerinin yapıldığı bir bölümdü bu. Robin ile Barney'nin ayrılığına da tanık olduk. Ama, ama son sahne...

Barney'nin Marshall'a doğru bakışı... Robin ve Kanadalı spiker arkadaşı aralarında 'hınzır' bir espri yaptıktan sonra Barney'nin gözlerinin parlaması... Üzerinde oynama yapılacak video meselesi... Adam Mc Laren's Bar'ı terkederken peşinden yaptığı koşu...

Galiba Slap Bet hususunda işler Marshall için tam anlamıyla terse dönecek... S05 E09'un adı da 'Slapsgiving 2 - The Revenge of the Slap' olunca geriye heyecanla beklemekten başka bir şey kalmıyor...

Konusunu Bir Türlü Anlatamadığım Dizi

09 Kasım 2009 Pazartesi 0 yorum
Yazarak anlatabilirim diye umduğum için yazıyorum bunu. Karşılaştığımızda lafı açılınca 'Abi nası bi dizi o?' diye sorana bu blogun ismini verip 'Orda anlattım git oku kafamı karıştırma' demek için.

İlk sezonu devirmiş ve ikinci sezona yeni giriş yapmış bulunmaktayım. Bu rütbeye ulaşmış bir insan olarak Fringe hakkında atıp tutmaya hakkım var diye düşünüyorum.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde bazı garip olaylar oluyor. Aslında ne çeşitlisi yahu, hepsi Amerikada oluyor. UFO'ların hep Amerika'ya uğraması gibi. Neyse, bu olayların incelenmesi için FBI bir departman kuruyor: Fringe. Fakat bu departmandakiler de senin benim gibi insanoğlu. Olan olaylar konusunda kafaları basmıyor tabi ki. Emir kulu olarak konu hakkında görmüş geçirmiş birini aramak zorunda kalıyorlar ki, böyle birisi yok. Olanın da yıllardır bir akıl hastanesinde olan Walter Bishop çıkması onları birçok bürokratik ve zihinsel soruna sürüklüyor. Bunu da kendisi hiç istemese de oğlu Peter Bishop'la çözüyorlar. Böylece Fringe departmanının kadrosu belli oluyor.

Peki ne yapıyor bu Fringe departmanı? Şöyle diyelim, insanlığın ve hatta bilimin açıklamakta zorlandığı olayları kamuoyuna duyurmadan hem çözmek hem de nedenlerini bir mantığa oturtmak. Ne gibi? Aynı anda beyinleri patlamış bir cafe dolusu insan gibi, 4-5 hayvanın genetiğini birleştirilerek oluşturulmuş bir yaratık gibi, maddeyi katılığından çıkararak içinden geçilmesini sağlayan teknolojiler gibi. Böyle şeyler.

Böyle olayların araştırılıp çözüldüğü ya da çözülemediği dizi tonla var di mi? Mesela X-Files. Bu dizinin farkı ne? Anlatayım. Olan bu garip olayların arkasında dünyayı bir deney tüpü olarak gören bilimi yemiş bitirmiş büyük bir şirketin çıkması ve Fringe departmanının bir parçası olan yani "good guy" Walter Bishop'un bu şirketin yani "bad guy"ların yarattığı teknolojilerin çoğuna çok daha önceden aşina olması. Bu olayların arasındaki bağlantı, şirketin ve kurucusunun Walter Bishop'la geçmişteki ilişkisi ve şu ana kadar bahsetmeyerek öküzlük ettiğim Fringe departmanının gülü Olivia Dunham'ın habersizce bu olayların, şirketin ve Walter Bishop'un ilişkisinin tam ortasında yer alması, dizinin albenisi. Ayrıca dizi içine gizlice yerleştirilmiş semboller, karakterler ve terimler de izledikten sonra araştırmaya itiyor insanı. Yaratıcısının Lost'u başımıza salan J. J. Abrams olduğunu söylememiştim di mi?

Fena sarıyor. Demedi demeyin.

Bu adama dikkat

Ezel - Herkes Öldürür Sevdiğini

02 Kasım 2009 Pazartesi 1 yorum
video

Diziyi izlemeden Facebook'ta paylaşmışlardı bunu, bakmamıştım bile. Bir arkadaşın zoruyla EZEL'i izlemeye başladım ve hakikaten kurgu olarak oldukça güzel hazırlanmış, üzerine emek verilmiş bir yapım.

Takipte olacağız, inşallah bozulmazlar, biz de ağzımızın tadıyla "vay be türkiye'de de böyle kurgular yapılıyormuş" deriz buralara.

İşte şiir:

oysa herkes öldürür sevdiğini
kulak verin bu dediklerime
kimi bi bakışla yapar
kimi dalkavukça sözlerle

korkaklar öpücükle yapar
yürekliler kılıç darbeleriyle
kimi gençken öldürür sevdiğini
kimi yaşlıyken

şehvetli ellerle boğar kimi
kimi altından ellerle
merhametli kişi bıçak kullanır
çünkü bıçakla ölen çabuk soğur

KİMİ YETERİNCE SEVMEZ
KİMİ FAZLA SEVER
kimi satar
kimi de satın alır

kimi gözyaşı döker öldürürken
kimi kılı kıpırdamadan
çünkü herkes öldürür sevdiğini
ama herkes öldürdü diye ölmez


Güzel bir kayıt indirmek isteyenler için download linklerini veriyorum. Rapidshare ve Netload'a yükledim.

Netload

Masal Gibi

27 Ekim 2009 Salı 2 yorum
2 sene önce başlayan bir tutkumdan bahsedeyim size, cnbc-e izliyorum, radikal okuyorum modunda değilim ama yerli dizilerle aram pek iyi değildir, pek tabi Süper Baba ile büyüdük, Sıcak Saatler ile kendimizden geçtik ama maalesef onlar gibi dizi gelmesi zor artık. Canım Ailem biraz burada öne çıkıyor, önümüzdeki günlerde ona da değiniriz. Bence Geniş Aile'de güzel bi dizi ama bu yukarıda bahsettiklerim apayrı şeylerdi.

Anne tarafı Trakyalı, baba tarafı da Makedon göçmeni olunca ister istemez kanı ısınıyor insanın balkan esintili her şeye.. Müziğine, şehirlerine, insanlarına...

Elveda Rumeli dizisi de öyle oldu doğal olarak.
Gerek şiveye, gerek çekimlerin yapıldığı mekana hayran olduk.

Ailecek izliyorduk. Yemek saatleri, işler bu diziye göre ayarlanıyordu. Evde konuşma şeklimiz değişti, babaya - babiş, küçük kardeşe - kızan der olduk.. "niçin" sorusu yerini "niçIn niçIn"a bıraktı...

ve daha bir sürü şey...

Bir de müzikleri var, bence beni asıl bağlayan o müzikleri oldu. sonunda baktılar insanlar televizyon kayıtlarından şarkıları alıp dinliyorlar, dizi de tuttu diye bir albüm çıkardılar. Her bir şarkısı ayrı güzel. Orjinal makedon şarkıları var, Rumeli şarkıları da keza.. Bazı şarkıların enstrümantal halleri de mevcut. Çok güzel bir yol albümü. Uzun yolda keyifle dinlenebilir. Tarafımdan test edildi onaylandı. Edinin derim.

Geçtiğimiz hafta son bölümü yayınlandı ve vedalaşıldı. Sene başında diziden ayrılanların sayısı çok fazlaydı, yerleri nasıl dolacak derken, dolmadı. Gerçekten oradaki çekim şartlarının ağırlığı çok zormuş, keza masraflarda İstanbul'da dizi çekmeye benzememiştir doğal olarak.

En azından cılkını çıkarmadan bitirdikleri için sağolsunlar.